Son dönemlerde en çok kullanılan madde: Metamfetamin

06.12.2025 25 görüntülenme
Metamfetamin, son yıllarda dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de kullanım oranı hızla artan, etki gücü yüksek ve nörobiyolojik düzeyde ağır yıkıma yol açan bir uyarıcı maddedir; özellikle beyindeki dopamin, noradrenalin ve serotonin sistemlerini olağanüstü düzeyde manipüle ederek hem kısa vadede yoğun bir haz, enerji artışı ve uyanıklık hissi yaratır hem de orta–uzun vadede geri dönüşü zor olan yapısal değişikliklere neden olur.

Son dönemlerde en çok kullanılan madde: Metamfetamin

Metamfetamin, son yıllarda dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de kullanım oranı hızla artan, etki gücü yüksek ve nörobiyolojik düzeyde ağır yıkıma yol açan bir uyarıcı maddedir; özellikle beyindeki dopamin, noradrenalin ve serotonin sistemlerini olağanüstü düzeyde manipüle ederek hem kısa vadede yoğun bir haz, enerji artışı ve uyanıklık hissi yaratır hem de orta–uzun vadede geri dönüşü zor olan yapısal değişikliklere neden olur. Kullanımından dakikalar sonra beyinde dopamin salınımı normalin bin katına yakın artabilir; bu da kişinin yaşadığı haz ve uyarılma hissinin doğal yollarla erişilemeyecek kadar güçlü olmasına yol açar. Ancak bu yoğun dopamin taşması, beynin ödül sistemini (nucleus accumbens–ventral tegmental alan–prefrontal korteks hattı) adeta “yanlış kablolamaya” uğratır; madde kullanımı olmayan durumlarda dopamin salınımı giderek azalır ve kişi artık sıradan bir aktiviteden, bir ilişkiden, bir başarıdan ya da gündelik hayatın doğal ödüllerinden hiçbir tat alamaz hale gelir. Prefrontal korteks—ki karar verme, dürtü kontrolü, empati, planlama ve ahlaki değerlendirme gibi işlevleri yönetir—metamfetaminin tekrarlayan etkileriyle belirgin şekilde küçülmeye, gri madde yoğunluğu düşmeye ve nöronlar arası bağlantılar zayıflamaya başlar; bu nedenle kullanıcıda dürtüsellik, saldırganlık, risk alma eğilimi, empati kaybı ve yoğun paranoya görülebilir. Noradrenalin sisteminin aşırı uyarılması, kişinin günlerce uyumadan, vücudu alarmda tutarak yaşamasına neden olur; kalp ritmi hızlanır, kan basıncı yükselir, beyin sürekli tehdit algısı üretmeye başlar ve paranoid psikoz gelişimi oldukça yaygın hale gelir. Serotonin sistemindeki bozulma ise hem duygudurum çökmesine hem de ağır anhedoniye yol açar; kişi maddenin etkisi geçtiğinde kendini boş, çökmüş, anlamsız hisseder ve maddeyi yeniden kullanma isteği katlanarak artar. Metamfetamin sinapslarda dopamin geri alımını tamamen bloke edip devasa miktarlarda dopamin salarak nöronu sürekli ateşlenen bir hale sokar, bu durum oksidatif stres ve hücre içi toksisiteyi artırır; mitokondriler hasar görür, nöronlar işlevsizleşir ve uzun vadede dopamin üreten hücreler geri dönüşü olmayan şekilde kaybedilebilir. Bu nedenle Parkinson benzeri motor bozukluklar, bilişsel çöküş, hafıza kaybı, duygusal küntlük ve hızlı yaşlanma belirtileri sık görülen sonuçlardandır. Beynin tehdit algısı sistemi (amigdala) aşırı duyarlı hale geldiği için kullanıcıda “herkes beni izliyor, bana zarar vermek istiyor” şeklinde ağır paranoid hezeyanlar gelişebilir; bu psikoz hali, maddeden bağımsız olarak da aylarca sürebilir. Bu tablo, metamfetaminin sadece bir “uyuşturucu” değil, beynin doğal kimyasını, işleyişini, yapısını ve davranışı kalıcı şekilde yeniden şekillendiren güçlü bir nörotoksin olduğunu göstermektedir. Beyindeki bu değişiklikler yalnızca psikolojik değil, biyolojik bağımlılığın temelini oluşturur; kişi maddeyi artık keyif almak için değil, normal hissedebilmek için kullanır hale gelir. Bu nedenle metamfetamin tedavisinde ilk hedef, beynin ödül sistemini yeniden dengelemek, duygusal regülasyon kapasitesini güçlendirmek ve prefrontal korteks işlevlerini onarmaktır. Güncel tedavi biçimlerinde kişinin düşünce–davranış döngüsünü yeniden yapılandıran terapötik modeller, nöroplastisiteyi destekleyen psikososyal yaklaşımlar, yoğun motivasyonel görüşme teknikleri, duygu düzenleme becerilerini artıran programlar ve maddeyi tetikleyen koşullara karşı dayanıklılığı geliştiren geri kazanım modelleri kullanılmaktadır; ayrıca beynin yeniden yapılanmasını desteklemek amacıyla uyku düzeni, beslenme protokolleri, sosyal ritim tedavileri ve davranışsal aktivasyon süreçleri de modern müdahalelerin önemli bir parçasıdır. Metamfetamin bağımlılığı tedavi edilebilir bir durumdur; ancak beynin gördüğü nörotoksik etki nedeniyle süreç sabır, süreklilik, multidisipliner destek ve uzun dönemli psikoterapi gerektirir.

 

Düzenleyen

Klinik Psikolog Gizem İlhan 


Paylaş:

İlgili Tekirdağ Psikolog Yazıları