Bulimia Nervoza: Son 10 Yıldaki Bilimsel Bulgular, Türkiye Çalışmaları ve Klinik Psikoloji Açısından Güncel Yaklaşımlar
Bulimia Nervoza: Son 10 Yıldaki Bilimsel Bulgular, Türkiye Çalışmaları ve Klinik Psikoloji Açısından Güncel Yaklaşımlar
Klinik Psikolog Gizem İlhan – Tekirdağ
Bulimia nervoza, tıkınırcasına yeme atakları ile birlikte kişinin aldığı kalorileri telafi etmek için kendini kusturma, laksatif/diüretik kullanımı, yoğun egzersiz yapma veya aç kalma gibi davranışlara yöneldiği ciddi bir psikiyatrik bozukluktur. DSM-5’e göre bozukluğun tanısı, bu döngülerin en az haftada bir, üç ay boyunca yinelemesi ve kişinin yaşamını işlevsel düzeyde bozmasıyla konur.
Son 10 yılda yayımlanan çalışmalar, bulimia nervozanın yalnızca “yeme davranışının bozulması” olarak ele alınamayacağını; duygu düzenleme güçlüğü, dürtüsellik, travmatik yaşantılar, şematik kırılganlıklar, sosyal baskılar ve beyin temelli ödül sistemindeki hassasiyetler ile iç içe geçmiş bir bozukluk olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak sosyal medya, diyet kültürü ve mükemmeliyetçilik baskısı gibi modern risk faktörleri bulimia nervoza insidansının artmasında önemli rol oynamaktadır.
1. Bulimia Nervoza: Klinik Görünüm ve Psikopatoloji
Bulimia nervozada temel döngü üç çekirdek davranış çevresinde şekillenir:
(1) kontrol kaybı hissiyle ortaya çıkan tıkınırcasına yeme,
(2) suçluluk ve utanç duygularıyla tetiklenen telafi edici davranışlar,
(3) bu döngüyü sürdüren bilişsel çarpıtmalar.
Klinik tabloya sıklıkla şu belirtiler eşlik eder:
- Kendilik değerini büyük ölçüde kilo ve beden şekline bağlama
- Yüksek düzeyde utanç ve benlik eleştirisi
- Gizlilik ve kontrol kaybı hissi
- Elektrolit dengesizlikleri, gastrik irritasyon, diş minesi erozyonu, aritmiler
- Kronik yorgunluk ve duygusal dalgalanmalar
Bilişsel Davranışçı Terapi literatüründe bu döngü, “yeme psikopatolojisi üçgeni” olarak adlandırılır: bedeni küçültme arzusu → kısıtlayıcı yeme → tıkınma ve telafi döngüsü.
2. Son 10 Yıldaki Araştırmalar: Biyolojik ve Psikolojik Etkenler
2.1 Nörobiyolojik Bulgular
Son yıllarda yapılan nörogörüntüleme çalışmaları, bulimia nervozada beynin ödül sistemi ve dürtü kontrol bölgelerinde belirgin farklılıklar bulunduğunu göstermiştir. Özellikle:
- Striatum ve orbitofrontal korteks bölgelerinde ödülle ilgili yanıtların değiştiği,
- Prefrontal korteksin “durdurucu” işlevlerinde zayıflama olduğu,
- Serotonerjik sistemde düzenleme bozukluklarının dürtüsellik ve aşırılık davranışlarını desteklediği
bildirilmiştir. Bu bulgular, tıkınırcasına yeme davranışının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda nörobiyolojik bir zorlantı içerdiğini ortaya koyar.
2.2 Duygu Düzenleme ve Şemalar
Son 10 yıldaki klinik psikoloji literatürü, bulimia nervozanın merkezinde duygu düzenleme sorunları bulunduğunu güçlü biçimde desteklemektedir. Olumsuz duygulanımın arttığı anlarda bireyin yemek içeren davranışlara yöneldiği; telafi davranışlarının ise bastırılmış utanç ve benlik eleştirisini hafifletmeye yönelik kısa süreli bir “rahatlama stratejisi” sağladığı gösterilmiştir.
Şema terapi perspektifinde bulimia nervozaya sıklıkla eşlik eden şemalar şunlardır:
- Kusurluluk – Utanç
- Onay Arayıcılık
- Yüksek Standartlar
- Duygusal Yoksunluk
Bu şemalar özellikle ergenlik ve genç yetişkinlikte sosyal medya ve toplumsal beden idealinin baskısıyla birlikte daha ölümcül hâle gelebilir.
2.3 Sosyal Medya ve Kültürel Baskılar
Instagram, TikTok ve benzeri platformların son 10 yıldaki yükselişi, bulimia nervoza araştırmalarında dikkate alınan en önemli dışsal faktörlerden biri olmuştur.
Araştırmalar, sosyal medya kullanım süresi ile:
- beden memnuniyetsizliği,
- yeme davranışında bozulma,
- depresif duygu durumu
arasında güçlü ilişkiler bulmuştur.
Özellikle “thinspiration”, “fitspiration” ve “before-after” temelli içeriklerin genç kadınlarda yeme bozukluğu riskini artırdığı bilimsel olarak gösterilmiştir.
3. Eş Tanılar ve Klinik Seyir
Bulimia nervozada eş tanılar yüksek düzeydedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, bulimia olgularında şu bozuklukların daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur:
- Majör depresif bozukluk
- Borderline kişilik örüntüsü
- Dürtü kontrol sorunları
- Sosyal kaygı bozukluğu
- Travma sonrası stres belirtileri
Bulimia nervozanın seyri dalgalı olabilir. Tedavi almayan bireylerde döngü kronikleşebilir; fakat erken tedavi, uzun dönem iyileşme oranlarını önemli ölçüde yükseltir.
4. Tedavi: Güncel Bilimsel Yaklaşımlar ve Etkililik
4.1 BDT / CBT-E
CBT-E (Geliştirilmiş Bilişsel Davranışçı Terapi), yetişkin bulimia nervoza tedavisinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Son 10 yılda yapılan çok sayıda kontrollü çalışma, CBT-E’nin:
- tıkınma ataklarında belirgin azalma,
- telafi davranışlarında anlamlı düşüş,
- beden algısı üzerinde düzenli iyileşme sağladığını göstermiştir.
CBT-E’de odak; yeme davranışı kadar, bu davranışın ardındaki bilişsel çarpıtmalar ve “beden odaklı kendilik değeri”nin yeniden yapılandırılmasıdır.
4.2 Şema Terapi ve Duygu Odaklı Yaklaşımlar
Bulimia nervozanın şematik ve duygusal kökenleri göz önünde bulundurulduğunda, son yıllarda şema terapi, EMDR, duygu odaklı terapi (EFT) gibi modeller giderek daha fazla tercih edilmektedir. Özellikle travmatik geçmişe sahip ve yoğun utanç yaşayan bireylerde bu yaklaşımlar, CBT’ye göre daha derin bir iyileşme sağlayabilmektedir.
4.3 Aile Temelli Tedaviler (Ergenler)
Ergen bulimia nervozasında aile temelli tedaviler (FBT) etkili bulunmuştur. Araştırmalar, ebeveynin tedaviye aktif katılımının, ergenin iyileşme hızını artırdığını göstermektedir.
4.4 İnternet Tabanlı Müdahaleler
Son 10 yılda dijital psikoloji alanında önemli ilerlemeler sağlanmıştır.
- İnternet tabanlı CBT (iCBT),
- mobil uygulamalar,
- online grup programları
özellikle erişimin zor olduğu bölgelerde bulimia tedavisi için güçlü tamamlayıcı araçlar hâline gelmiştir.
5. Türkiye’de Bulimia Nervoza: Son 10 Yıldaki Araştırmalar
Türkiye’de yeme bozuklukları araştırmalarının önemli kısmı son 10 yılda artmıştır.
Çalışmalardan elde edilen ortak bulgular:
- Üniversite öğrencilerinde yeme bozukluğu riski %4-6 aralığında değişmektedir.
- Bulimia nervoza oranı toplum temelli çalışmalarda yaklaşık %0,5-0,7 arasındadır.
- Yeme Bozuklukları Değerlendirme Ölçeği (EDE-Q), Yeme Tutum Testi (EAT-26) gibi araçların Türkçe uyarlamaları geçerli bulunmuştur.
- “Body Project” gibi beden algısını geliştirmeyi hedefleyen programların Türkiye uyarlamalarında, genç kadınlarda beden memnuniyetsizliğinin ve yeme bozukluğu riskinin azaldığı gösterilmiştir.
- Üniversite öğrencilerinde sosyal medya kullanım süresi arttıkça beden memnuniyetsizliği, yeme tutum bozukluğu ve bulimia riskinin yükseldiği saptanmıştır.
Bu veriler, Türkiye’de bulimia nervozanın sanıldığından daha yaygın ve kültürel faktörlerden güçlü biçimde etkilenen bir bozukluk olduğunu göstermektedir.
6. Klinik Psikoloji Açısından Sonuç ve Öneriler
Bulimia nervoza, çok boyutlu bir bozukluktur. Modern klinik psikoloji bu bozukluğu yalnızca yeme davranışıyla değil; beyin işleyişi, duygusal süreçler, kişilik yapılanması ve toplumsal baskılar bağlamında ele almaktadır.
Tedavi sürecinde:
- duygusal tetikleyicilerin düzenlenmesi,
- şemaların dönüştürülmesi,
- sosyal medya ve beden algısı farkındalığı,
- beslenme psikolojisi eğitimi,
- ailenin kapsayıcı rolü
kritik önemdedir.
Erken başvuru, tedavi süresini kısaltır ve tam iyileşme olasılığını önemli ölçüde artırır.
Kaynaklar (Son 10 Yıl Literatürü)
- American Psychiatric Association. (2013). DSM-5.
- Fairburn, C. G. (2015). CBT-E: Enhanced Cognitive Behaviour Therapy.
- Treasure, J., Stein, D. (2020). “Eating Disorders Neurobiology”.
- Linardon, J. (2020–2024). Yeme bozukluklarında dijital müdahaleler üzerine meta-analizler.
- Hilbert, A. (2019–2024). Bulimia nervoza tedavi sonuçları üzerine uzunlamasına çalışmalar.
- Türkiye’de üniversite öğrencilerinde yeme bozukluğu riskine ilişkin çeşitli kesitsel araştırmalar (2016–2024).
- EDE-Q ve EAT-26 Türkçe Uyarlama Çalışmaları (2015–2023).
- Body Project Türkiye Adaptasyon Çalışması (2022).