Çift Taraflı Duygulanım: Aynı Kişiyi Hem Sevmek Hem Nefret Etmek Üzerine Bilimsel Bir İnceleme

06.12.2025 37 görüntülenme
Klinik bağlamda ambivalans, kişinin aynı nesne, kişi veya ilişki hakkında eşzamanlı olarak karşıt duygular hissetmesi durumudur. Sevgi–nefret ikiliği bunun en bilinen örneğidir. Psikoloji tarihinde bu konu özellikle psikanalitik kuram, bağlanma kuramı, duygu düzenleme modelleri ve nörobilimsel çalışmalarla derin biçimde incelenmiştir. Bu makale, “bir kişiye karşı aynı anda hem sevgi hem nefret hissetmek” durumunun bilimsel temelini; yani çift değerli duygulanım mekanizmasını ortaya koymaktadır

Çift Taraflı Duygulanım: Aynı Kişiyi Hem Sevmek Hem Nefret Etmek Üzerine Bilimsel Bir İnceleme

Klinik bağlamda ambivalans, kişinin aynı nesne, kişi veya ilişki hakkında eşzamanlı olarak karşıt duygular hissetmesi durumudur. Sevgi–nefret ikiliği bunun en bilinen örneğidir. Psikoloji tarihinde bu konu özellikle psikanalitik kuram, bağlanma kuramı, duygu düzenleme modelleri ve nörobilimsel çalışmalarla derin biçimde incelenmiştir.

Bu makale, “bir kişiye karşı aynı anda hem sevgi hem nefret hissetmek” durumunun bilimsel temelini; yani çift değerli duygulanım mekanizmasını ortaya koymaktadır.

 

1. Ambivalans Nedir?

Ambivalans, kavramsal olarak şu şekilde tanımlanır:

Bir kişi, nesne veya ilişkiye karşı aynı anda iki zıt duygunun – genellikle sevgi ve nefret – eşzamanlı olarak var olması.

Bu durum, patolojik bir bozukluk değildir; ancak yoğun yaşandığında ilişkisel çatışmalara, benlik karmaşasına, duygu düzenleme sorunlarına yol açabilir.

Ambivalans özellikle yakın ilişkilerde sık görülür çünkü insan beyninin bağlanma ve tehdit algısı sistemleri aynı kişiye karşı birbirini tetikleyebilir.

 

2. Psikanalitik Kuramda Sevgi–Nefret Birlikteliği

Freud’a göre sevgi ve nefret aynı duygulanım sisteminin iki ucudur; bastırılan öfke sevgiye eşlik edebilir ve bilinçdışında aynı kişiye karşı iki karşıt duygu aynı anda var olabilir.

Melanie Klein bu durumu “paranoid–şizoid konum” ve “depresif konum” kavramlarıyla açıklamıştır:

Paranoid–Şizoid Konum

  • Nesneler (kişiler) “tam iyi” veya “tam kötü” olarak algılanır.
  • Sevgi ve nefret bütünleştirilemediği için duygular bölünür.

Depresif Konum

  • Kişi sevdiği birine öfkelendiğini fark eder;
  • Hem sevgi hem öfke aynı anda var olabilir;
  • Bu duygusal bütünleşme psikolojik olgunluk göstergesidir.

Dolayısıyla sevgi–nefret birlikteliği, duygusal gelişimin normal bir parçasıdır ancak bütünleştirilemediğinde ilişkiler kronik çatışmalı hale gelebilir.

 

3. Bağlanma Kuramı: Ambivalans ve İlişkisel Duygulanım

Bağlanma literatürü özellikle sevgi–nefret karışımını açıklamada güçlü bir çerçeve sunar.

Kaygılı Bağlanma

  • Yoğun sevgi, aşırı yakınlık isteği
  • Terk edilme korkusu
  • Partnerin duygusal tutarsızlığına aşırı hassasiyet
  • Sevildiğinde idealizasyon, hayal kırıklığında nefret

Kaygılı bireylerde sevgi ve nefret hızlı yer değiştirir, yani ambivalans yüksek düzeydedir.

Kaçıngan Bağlanma

  • Yakınlıktan korkar ama bağlanma ihtiyacı vardır
  • Sevgiye karşı isteksizlik ve soğukluk görülse de içsel çatışma yoğundur
  • İçsel ihtiyaçlar ile bağımsızlık arzusu arasında gerilim oluşur

Bu yapıdaki kişilerde de bir kişiyi hem isteme hem reddetme hali ambivalans yaratır.

Dağınık/Karma Bağlanma

  • Sevgi–nefret birlikteliğinin en yoğun görüldüğü gruptur
  • Duygular ani ve zıt biçimlerde değişir
  • Bu kişiler, bir ilişkiyi hem güvenli liman hem tehdit kaynağı olarak algılayabilir

Bu nedenle çift taraflı duygulanım bağlanma stillerinin doğal bir sonucu olarak sık görülür.

 

4. Nörobilimsel Perspektif: Beyin Sevgi ve Nefreti Nasıl Aynı Anda Üretebilir?

Nörobilim, sevgi ve nefretin tamamen birbirinden bağımsız sistemler olmadığını göstermiştir.

Sevgi devreleri:

  • Ventral tegmental alan (VTA)
  • Kaudat çekirdek
  • Dopamin salınımı → yaklaşma davranışı, idealizasyon

Nefret devreleri:

  • Putamen
  • Premotor korteks
  • Öfke, sakınma davranışı

Fakat MRI çalışmalarında önemli bir bulgu gözlenmiştir:

Sevgi ve nefret aynı anda aktifleşebilen nöral bölgeleri paylaşır.

Bu yüzden ilişkisel çatışmalarda bir kişi hem “yaklaşmak” hem “kaçmak” isteyebilir.
Bu nörobiyolojik eşleşme ambivalansın fizyolojik temelini açıklar.

 

5. Duygu Düzenleme Açısından Ambivalans

Bir kişiye aynı anda sevgi ve nefret hissetmek, özellikle şu durumlarda ortaya çıkar:

  • İlişkide güvensizlik
  • Sınır ihlalleri
  • Öngörülemez partner davranışları
  • Terk edilme korkusu
  • İdealizasyon–değersizleştirme döngüsü
  • Travmatik bağ (trauma bonding)

Bu duygular aynı anda aktif kaldığında, kişi çoğu zaman:

  • kararsız,
  • tutarsız,
  • yoğun,
  • öngörülemez

davranışlar sergiler.

Klinik olarak bu durumun uzun sürmesi, duygu düzenlemenin zorlandığını gösterir.
Bu da özellikle borderline örüntü, narsisistik kırılganlık, bağlanma travması gibi yapılarda sık görülür.

 

6. Sevgi ve Nefret Aynı Anda Nasıl Var Olur?

Bilimsel modeller şu üç açıklamayı öne çıkarır:

 

✔ 1. İlişki Nesnesinin Çelişkili İşlevleri

Bir kişi hem:

  • güven, sevgi, yakınlık sağlayabilir
    hem de
  • hayal kırıklığı, öfke, tehdit kaynağı olabilir.

Beyin bu iki işlevi tek bir temsilde bütünleştirmekte zorlandığında “çift yönlü duygulanım” ortaya çıkar.

 

✔ 2. İdealizasyon – Değersizleştirme Döngüsü

Özellikle erken şemaları tetikleyen kişilerde görülür.

  • Kişi önce “mükemmel” görülür → aşırı sevgi
  • Hayal kırıklığı olunca “değersiz” görülür → öfke/nefret
  • Bu döngü döner, kişi iki uç arasında sıkışır

 

✔ 3. Bağlanma Travması

Çocuklukta bakım verenin hem sevgi kaynağı hem tehdit/ihmal kaynağı olması,
yetişkinlikte sevgi–nefret birlikteliğinin temelini oluşturur.

Bu durum “travmatik bağlanma” olarak bilinir.

 

7. Klinik Psikoloji Açısından Ambivalans Ne Anlama Gelir?

Ambivalans tek başına bir bozukluk değildir; fakat:

  • ilişkisel dalgalanmaları artırır,
  • kişinin gerçek ihtiyaçlarını belirsizleştirir,
  • bağlanmayı karmaşıklaştırır,
  • kararsızlık yaratır,
  • ilişkisel tatmini düşürür,
  • partnerle iletişimi bozar.

Terapi sürecinde amaç:

  • duyguların kaynağını fark etmek,
  • karşıt duyguları bütünleştirmek,
  • idealize–değersizleştirme döngüsünü kırmak,
  • kişinin sınır ve ihtiyaçlarını netleştirmek
  • sağlıklı bağlanmayı yeniden kurmak

olur.

Ambivalans azaldıkça kişi daha sabit, sakin ve kararlı bir ilişkisel örüntüye geçebilir.

 

Sonuç

Bir kişiye karşı aynı anda hem sevgi hem nefret hissetmek;

  • insan beyninin duyguları işleyiş biçimi,
  • erken dönem bağlanma deneyimleri,
  • ilişki nesnesine yüklenen karmaşık anlamlar
    nedeniyle oldukça yaygın ve bilimsel olarak açıklanabilir bir durumdur.

Bu bir “çelişki” değil, daha çok duygusal bütünleştirmenin eksikliği veya yoğun ilişkisel ihtiyaçların birbirine karışmasıdır.
Yetişkin terapilerinde ambivalans üzerinde çalışmak, hem bağlanmayı hem de benlik yapılanmasını güçlendirir.

 

Kaynaklar

  • Kernberg, O. (1975). Borderline Conditions and Pathological Narcissism.
  • Klein, M. (1940). Mourning and Its Relation to Manic-Depressive States.
  • Mikulincer, M., & Shaver, P. (2016). Attachment in Adulthood.
  • Zeki, S., & Romaya, J. (2008). Neural correlates of hate. PLoS ONE.
  • Bowlby, J. (1980). Loss, Sadness and Depression.
  • Linehan, M. (1993). Cognitive-Behavioral Treatment of Borderline Personality Disorder.
  • Holmes, J. (2014). Exploring in Security: A Guide to the Psychology of Attachment.
  • Westen, D. (1998). The Scientific Legacy of Sigmund Freud.

 

Klinik Psikolog Gizem İlhan


Paylaş:

İlgili Tekirdağ Psikolog Yazıları